İlk postumu yazarken evimde mutfağımda Antakya'daydım.. gecenin oldukça geç bir saatiydi.. eşim ve ikiz kızlarım derin uykularındaydı.. mutfağımda bilgisayarımın başında oldukça heyecanlıydım.. daha ilk postu yazarken bile bir sonraki post da ne yazsam konu ne olsa diye düşünüyordum.. Lakin bu postu böyle yazacağımı tahmin dahi edemezdim.. Ve şuan İstanbul'da baba evindeyim.. Parmaklarım yazıyor ama kalbimdeki ağrıyı ve gözlerimdeki hüznü anlatacak bir cümlem olamayacak..
5 Şubat Pazar günü.. Antakya'ya kar yağmamış olsa da köyümüz olan Şenköy de oldukça yoğun kar olduğunun haberini alır almaz, kahvaltıyı yapıp çayımızı termosa doldurup ve oldukça sıkı giyinip köyün yolunu tuttuk. Tabi ikizler bizden daha çok heyecanlıydılar ve karla oynamayı çok seviyorlar bütün çocuklar gibi.. Köy de baya bir vakit geçirdik, çayımızı içtik, kar topu oynadık, kızlarımın küçük halası da bize eşlik etmişti o gün.. Bol eğlenceli köy gezisinden sonra evimize geldik.. İkindi vakitleriydi kayınvalidem ve küçük görümcem bize geldi çay faslı sohbet derken akşama doğru onları yolcu ettik..



Saat 8 civarıydı ve çok kıymetli komşum Sinem'in tatlı mı tatlı kızı Saidem ikizlerle oynamaya geldi.. Hazır kızlar oyundayken bende biraz temizlik yapayım dedim.. Malum Anneler sadece gündüz temizlik yapmaz, çocuklarla ilgilenen varsa o temizlik asla zor gelmez bilakis oldukça kolay biter.. Velhasıl ben bu sırada Mutfak dolaplarını sildim, avizesini kapısını, derken tülünü yıkadım astım, süpürdüm.. Mini bir mutfak temizliği yaptım.. Tabi daha yapılacak işlerim vardı..
Kızlar gündüz uykusu yapamadıkları için saat 9 civarı gece uykusuna geçtiler.. Şöyle bir izledim onları yataklarında huzurla uyurken.. İkizler doğduktan sonra hayatımda beni en mutlu eden anlardan biridir onları yataklarında huzurla uyuduklarını görmek.. Uzun uzun izledim dokundum içimden Şükür Allah'ım dedim ve dua ettim..
Bunları yazmak bir yerde beni sakinleştirse de gerçekten kolay değil, çünkü 5 yıllık çok güzel geçen anılarımı hüzünlerimi sevinçlerimi sığdırdığım o evde bu gece son uykumuzmuş.. gözlerimi kapattığımda hep o gece evdeki son saatlerimiz geliyor gözümün önüne.. Evi düzenleyip sabah ki planları düşünüp saatimi sabah ezanına yakın bir vakte kurup kapatmıştım gözlerimi.. Gece saat 2 civarıydı başımı yastığa koymam..
Kızları uyuttuktan sonra saat 23.00 civarı salona geçip annemle telefonda konuştuk.. Günün özetini yaptık, haftanın planlarından konuştuk ve kapattık.. Salonun camından dışarı gökyüzüne baktım, kıpkırmızı kar havası var gibi bir gökyüzü vardı.. Kızların yatakları kendi odamızdaydı, 3 yaşı doldursunlar öyle çocuk odasına taşırız demiştik.. Çocuk odasında sadece dolapları ve oyuncakları vardı ha birde mini mutfakları.. Cuma günü yani 3 Şubat günü mobilyacımız Mehmet Akpınar ile haberleşmiştik cumartesi usta göndermesini rica etmiştim ama pazartesiye kalmıştı.. Pazar gecesi annemle konuştuktan sonra doğru çocuk odasına gittim ve dolaplarında ne kadar eşya varsa salona taşıdım, oyuncak kıyafet ne varsa.. Salon da koltuk üstlerini ve yerleri baya doldurdum.. Komşum Sinemle de haberleştik, sabah usta gelecek yanıma gel demiştim.. Allah razı olsun beni hiç yalnız bırakmazdı..
Evimizde sadece 2 gün oynayabildiğimiz hediye oyuncaklarımız..
Şuan enkaz hale gelen duvarların altında bir yerlerdeler..
Şöyle bir parantez açmak istiyorum, mobilyacımız Mehmet Akpınar ve eşini depremde maalesef kaybettik.. Kızların dolabını, yataklarını ve evimizde ki başka bir kaç mobilyayı da kendisi yapmıştı.. evimizde emeği olan biriydi.. Ne istediysem noktasına virgülüne dikkat eden emekçi bir insandı.. Allah razı olsun ondan çünkü hiç hayır demedi yapamam demedi.. Eşi ve kendisinin ve depremde vefat edenlerin Ruhları için El-Fatiha..
Dolap içlerini kıyafetlerini oyuncaklarını taşımıştım salona. Yorgunluğum hat safhadaydı ve saat gece 2 civarıydı.. telefonum artık 6 Şubatı gösteriyordu.. yatağıma en sevdiğim nevresimlerimden birini koymuştum o gece.. En temiz haliyle başımı yastığa koydum.. Uykuya daldım.. Nerden bilebilirdim o toz kondurmadığım her gün süpürdüğüm evimde duvar kalmayacak hepsi yıkılacak..
Ve saat 04:17..
Kadim Şehir Antakya çığlıklar içinde toz duman içinde..
21 Şubat günü evimin sokağımın apartmanımın hali..
Saraykent / Antakya
Böyle ayakta durduğuna bakmayın evlerimizin içi enkaza döndü..
Çok büyük bir afet yaşadık
Deprem anı düşündüğüm tek şey evin çöküp o an öleceğimdi..
İmanımı sorguladım ve bağırarak Kelime-i Şehadet getirdim..
Böyle yazıyorum ama yazarken kalbimin ne denli sıkışıp zor nefes aldığımı yazsam da anlayamazsınız..
Beni, yaşadığım o korkuyu ve paniği sadece depremi yaşayanlar anlayabilir..
Rabbim bir daha böyle bir afeti ne bizlere ne de bizden sonraki nesillere yaşatmasın
Vefat eden onca insanımız var..
Kabri olan var olmayan var..
Eşini çocuğunu annesini babasını 59 gündür bulamayan var..
Büyük bir acı
Rabbim sabırlar versin
Geride kalanlara şifalar versin
Annesi ile Kaybettiğimiz, tanıdığım küçük meleğimiz şehidimiz Ömer Salih'imiz..
Mekanlarınız Cennet Olsun